Ömer M. Koç
Yönetim Kurulu Başkanı
Değerli hissedarlarımız,
2020, tam manasıyla “eşi benzeri görülmemiş” bir yıl olarak hâfızalarımıza kazınacak. İnsanlık, hiç hazırlıklı olmadığı anlaşılan ve sınır tanımayan bir pandemi ile mücadele ederken, büyük acılara ve ekonomik kayıplara katlanmak zorunda kaldı. Bilim insanlarının aşı çalışmalarının yeni yıla girerken meyvelerini vermesiyle umutlansak da, eski normale benzer bir düzene yılın ikinci yarısından önce geçilebilmesi mümkün görünmüyor.
Bu süreçte, krizin yıkıcı etkisini hafifletmek amacıyla Fed başta olmak üzere merkez bankaları fâiz indirimleri ile genişlemeci para politikalarına yönelirken, birçok ülkede geniş çaplı destek programları hayata geçirildi. Küresel risk iştahındaki gerileme sonucunda, gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy yatırımlarından tarihî en yüksek çıkışa ve bu ülkelerin risk primlerinde belirgin artışlara şâhit olduk.
IMF, 2020 yılı küresel büyüme tahminini %4,4 olarak güncellerken, OECD ise tahminini %4,2 olarak güncelledi. 2021 yılına girerken, küresel piyasalar hâlen istikrarlı bir görünüme kavuşmuş değildir. Pandeminin çıkış noktası olarak kabul edilen Çin, ekonomik şokları atlatarak büyümeye geçerken, ekonomik krizi en derin yaşayan Euro Bölgesi ekonomilerinin keskin bir daralma yaşadığı görülüyor. ABD ekonomisinin ise, bu yıl %3 civarında daralıp 2021’de benzer bir oranda büyümesi bekleniyor.
Büyük belirsizlikler yaratan Brexit sürecinin yılsonunda bir ticaret anlaşmasıyla sonuçlanması memnûniyet vericiydi. ABD’de seçimi Joe Biden’ın kazanmasının ardından, uluslararası siyasetin yeni bir dengelenme sürecine gireceği öngörülüyor. Bu değişimin doğası gereği bazı sarsıntılara sebep olması da muhtemel görünüyor. Küresel gündemin belirlenmesinde önemli rolü bulunan ABD ve Avrupa Birliği’nin, en azından iklim değişikliği gibi konularda artık benzer pozisyonları savunması bekleniyor. Bu konu, iş dünyasının yakından ve ciddiyetle tâkip etmesi gereken hususlardan birisi olacaktır.
2019 yılından devralınan ekonomik sorunlar ve pandeminin bu sorunları derinleştirici etkisiyle 2020, Türkiye için çok çetin bir yıl oldu.
Ekonomimiz, yılın ilk çeyreğinde geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %4,5 büyüdü; yılın 2’nci çeyreğinde ekonomik aktivitede küresel ölçekteki duraklama ile birlikte %9,9 oranında daraldı. Bunlarla beraber 3’üncü çeyrekte yaşanan %6,7’lik büyüme ile en hızlı büyüyen G20 ülkesi olduk.
Genişleyici mâliye ve para politikaları ve finansal baskılama, Türkiye ekonomisinin V şeklide bir büyüme ile durgunluktan çıkmasında etkili olurken, maalesef ödemeler dengesi, döviz kuru ve enflasyon cephesinde ciddî sorunlarla karşılaşıldı. Câri dengede bozulma görülürken, câri açık ve sermaye çıkışları büyük ölçüde resmî rezerv kullanımıyla finanse edildi. 2020’de Türk lirasının ABD doları karşısındaki değer kaybı %23,5 oldu. Enflasyon Aralık ayı itibarıyla 2020’nin en yüksek değeri olan %14,6 seviyesinde gerçekleşti.
Bir yıla yakın süre devam eden fâiz indirim sürecini Haziran 2020’de sona erdiren TCMB, para politikasında sıkılaştırma ve sadeleşmeye gitti. Yılın ikinci yarısında 3 kez artırılan politika fâizi, yılsonunda %17 olarak açıklandı.
TCMB’nin politika fâizini yükseltmesiyle Türk lirası, yabancı paralara karşı değer kazanmaya başlamış olup, bu durum enflasyonist baskının biraz hafiflemesine yol açabilir. Diğer yandan, fâiz artırımlarının Türkiye’nin CDS primini düşürücü yönde etkisi müspet bir gelişmedir.
2020 yılında Türkiye otomotiv sektörünün toplam üretimi %11 azalarak 1 milyon 298 bin adet düzeyinde gerçekleşti. Otomobil ve hafif ticari araç toplam satış hacmi, 2020 yılında bir önceki yıla göre %61,3 artarak etkileyici bir performansla 772.788 adet oldu.
Toplam pazarın %79’unu oluşturan otomobil pazarı satışları, geçen yıla göre %57,6 oranında artış gösterirken, hafif ticari araç pazarındaki büyüme %77,2 oldu.
Tofaş, zorlu koşullara rağmen başarılı iş sonuçları elde etti. Satış adedini artırmayı başararak, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç pazarında %18,4 paya ulaştı. Şirket, Fiat markası ile de otomobil ve hafif ticari araç toplam satışlarında %17,8 pazar payı ile 2019 yılında elde ettiği pazar liderliğini 2020 yılında da sürdürdü.
Otomotiv sanayinin 2020 yılı ihracatı 25,9 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşirken, ülkemizin ihrâcat sıralamasında üst üste 15’inci yılında yine ilk sırada yer aldı.
Tofaş olarak, 2020 yılında toplumsal fayda yaratmaya odaklanan faaliyetlerimizle salgınla mücâdelede örnek bir duruş sergileyerek başta çalışanlarımız olmak üzere tüm paydaşlarımızı korumaya yönelik örnek uygulamaları hayata geçirdik. Ayrıca, pandemi ile mücâdelede âcil ihtiyaç duyulan koruyucu ekipmanları Ar‑Ge Merkezimizde tasarlayıp üreterek, hızla sağlık kuruluşlarına ulaştırdık. Bunların diğer firmalar tarafından üretimine de destek olmak amacıyla tasarımlarını açık kaynak olarak paylaştık.
Bu zorlu şartlarda ticari faaliyetlerimizle değer yaratmayı da sürdürdük. Tofaş, 2020 yılında ürettiği 251 bin adet araç ile Türkiye’nin toplam otomotiv üretiminin %19’unu, 118 bin adetle otomotiv ihrâcatının %13’ünü gerçekleştirmeyi başardı.
Fiat, toplam pazardaki liderliğini 2020 yılında da korudu. Tofaş’ın ürün geliştirme sürecini yöneterek üretimini gerçekleştirdiği Fiat Egea, tüm gövde seçenekleriyle Türkiye’nin en çok tercih edilen otomobili oldu ve başarısını 5’inci yılına taşıdı. 2019 yılında aldığımız kararla Fiat Egea’yı 225 milyon ABD dolarlık yatırımla kapsamlı bir şekilde yenilerken, Egea Cross projesi de tamamlanmıştır. Pandeminin hız kazandırdığı dijitalleşmeyle değişen tüketici davranışlarına uygun yeniliklere de imza attık.
Aralık 2019’da açıklanan ve Ocak 2021’de tamamlanan FCA-PSA birleşmesi, Tofaş’ın gündeminin ilk sıralarında yer alıyor. Yeni adıyla “Stellantis” içerisinde çok daha güçlü bir grubun parçası olarak faaliyetlerimizi sürdürürken, bu yapıda önemli bir oyuncu olarak varlığımızı pekiştirmeyi hedefliyoruz.
Tüm dünyada zorlukların ve belirsizliğin daha da arttığı böylesi bir ortamda bugünü yönetebilmek ve geleceğin dünyası için gerekli dönüşümleri hayata geçirmek, her zamankinden daha da önemli hale geldi. Değişimi kucaklayan, değişimden korkmayan Koç kültürü; içinde bulunduğumuz koşullara bizi daha hazırlıklı kıldı.
Bu zorlu dönemde de deneyimimiz, mâli disiplinimiz, çevik yönetim anlayışımız, dijital yetkinliklerimiz, ar‑ge ve inovasyon gücümüz, çalışma arkadaşlarımızın üstün gayreti, güçlü bayi teşkilatımız ve etkin tedarik zincirimiz sayesinde sağlam konumumuzu sürdürüyoruz.
Finansal risklerin yanında, finansal olmayan riskleri de doğru bir şekilde yönetebilen kurumların pandemi nedeniyle yaşanan krize karşı daha dayanıklı olduğunu bu süreçte gördük. Pandemi sürecinde bir kez daha ortaya koyduğumuz, her zaman insanı önceliklendiren, toplumsal faydayı ve daha iyi bir geleceği gözeten sürdürülebilirlik yaklaşımımız, umutlarımız için de güçlü bir temel teşkil ediyor.
Köklü kurumsal değerlerimize ve yetkinliklerimize dayanarak; çalışanlarımızın büyük özverisi ve iş ortaklarımızın desteğiyle en zor zamanlarda bile başarılarımızı sürdürmeye, geleceğe güvenle bakmaya devam edeceğiz. Tüm paydaşlarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Saygılarımla,

Ömer M. Koç
Yönetim Kurulu Başkanı